Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mizan’ul Hikmet (hikmetin ölçüsü) benim, Ali de onun dilidir.” (İhkak’ul Hak, 6/46)

 

Mizan’ul Hikmet

 

9. Cilt

 

Muhammed Muhammedi REYŞEHRİ

 

Çeviri

 

Kadri ÇELİK

 

Tatbik

 

Nuri DÖNMEZ

 

E-Kitap:  http://kitab.nur-az.com/tr  -  http://gadir.free.fr

 

 

İçindekiler

 

 

2936. Bölüm.. 3

Amele Teşvik. 3

2937. Bölüm.. 5

Amel ve Mükafat 5

Tefsir: 6

2938. Bölüm.. 8

Amel İnsandan Ayrılmayan Bir Arkadaştır. 8

2939. Bölüm.. 9

Her Amelin Bir Bitkisi Vardır. 9

2940. Bölüm.. 9

Amele Devam Etmek. 9

2941. Bölüm.. 11

Her kim Bir İş Yaparsa Onu Bir Yıla Kadar Devam Ettirsin. 11

2942. Bölüm.. 11

Hayırlı İşi Sürekli Yapmanın Sonuçları 11

2943. Bölüm.. 11

Sürekli Yaptığın Hayırlı Az Şey Kendisinden Bıktığın Çok Şeyden Daha Hayırlıdır. 11

2944. Bölüm.. 12

Amelin Sözden Fazlalığı 12

2945. Bölüm.. 12

Amellerin En Üstünü. 12

2946. Bölüm.. 14

Ameli Kabul Olan Kimse. 14

2947. Bölüm.. 15

Amelinin Kendisine Fayda Vermediği Kimse. 15

2948. Bölüm.. 17

Ameli Kabul Edilen Kimse. 17

2949. Bölüm.. 17

Zahir Batını Yansıtmaktadır. 17

2950. Bölüm.. 18

Sakınılması Gereken Ameller. 18

2951. Bölüm.. 18

Amelin Adabı 18

2952. Bölüm.. 19

2953. Bölüm.. 19

Kıyamette Amele Duyulan Şiddetli İhtiyaç. 19

2954. Bölüm.. 20

İnsanın Temiz Oluşunun Yakınlarını Korumadaki Rolü. 20

2955. Bölüm.. 20

Amelin Sağlam Oluşu. 20

2956. Bölüm.. 21

Amel (Çeşitli) 21

2957. Bölüm.. 23

İşlerin Allah’a Sunulması 23

2985. Bölüm.. 23

Amellerin Allah Resulüne Sunulması 23

2959. Bölüm.. 24

Amellerin İmamlara Sunulması 24

2960. Bölüm.. 27

Amel Defteri 27

2961. Bölüm.. 27

Amellerin Tecessümü. 27

Tefsir. 29

2962. Bölüm.. 34

Boyuna Sarılmak. 34

2963. Bölüm.. 36

Ahde Vefaya Teşvik. 36

2964. Bölüm.. 37

Ahit ve İman. 37

2965. Bölüm.. 38

Münezzeh Olan Allah’ın Ahdi 38

2966. Bölüm.. 40

Ahiret 40

2967. Bölüm.. 41

Kıyamet Adları 41

2968. Bölüm.. 42

Ahireti İspat İçin İlk Delil 42

2969. Bölüm.. 46

Ahireti İspat İçin İkinci Delil 46

2970. Bölüm.. 49

Ahireti İspat İçin Üçüncü Delil 49

Tefsir. 49

2971. Bölüm.. 51

Ahireti İspat İçin Dördüncü Delil 51

2972. Bölüm.. 52

Ahireti İspat İçin Beşinci Delil 52

Tefsir. 52

2973. Bölüm.. 55

Ahiretin Keyfiyeti 55

2974. Bölüm.. 58

Kıyamet Zamanının Yakınlığı 58

2975. Bölüm.. 59

Sadece Allah Kıyametin Ne Zaman Kopacağından Haberdardır. 59

2976. Bölüm.. 61

Kıyametin Kopmasının Nişanesi 61

2977. Bölüm.. 63

Bayıltıcı Nefha. 63

Tefsir 64

2978. Bölüm.. 64

Deprem.. 64

2979. Bölüm.. 65

Yeryüzünün Parçalanışı 65

2980. Bölüm.. 65

Dağların Harekete Geçmesi 65

2981. Bölüm.. 66

Yeryüzünün Yayılması 66

2982. Bölüm.. 66

Denizlerin Patlaması 66

2983. Bölüm.. 67

Yıldızların Kararması 67

Tefsir. 67

2984. Bölüm.. 69

Göğün Yarılması 69

2985. Bölüm.. 71

Kıyamet Nefhası 71

2986. Bölüm.. 72

Mezarlardan Çıkıldığı Gün. 72

2987. Bölüm.. 76

Mahşerin Hususiyetleri 76

2988. Bölüm.. 78

Kıyamet Gününde Takva Sahiplerinin Durumu. 78

2989. Bölüm.. 79

Kıyamet Günü Günahkarların Durumu. 79

2990. Bölüm.. 83

Amel Defteri 83

2991. Bölüm.. 87

Kitabı Sağ Taraftan Verilenler. Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

2992. Bölüm.. 89

Amel Defteri Solundan Verilenler. Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

2993. Bölüm.. 90

Canlıların Haşrolması 90

2994. Bölüm.. 90

Kıyametin Durakları 90

2995. Bölüm.. 91

Kevser. 91

2996. Bölüm.. 94

Adet 94

2997. Bölüm.. 94

Adetin Galebe Çalması 94

2998. Bölüm.. 95

İyilik Adettir. 95

2999. Bölüm.. 95

İnsana Sahip Olması Güzel Olan Sıfatlar. 95

3000. Bölüm.. 96

Adetleri Değiştirmenin Zorluğu. 96

3001. Bölüm.. 96

Kötülerin Adeti 96

3002. Bölüm.. 97

İyilerin Adeti 97

3003. Bölüm.. 98

Nefsin Adet Edinmediği Bir Şeye Adet Edinmesi 98

3004. Bölüm.. 100

Bayram.. 100

3005. Bölüm.. 101

Müminlerin Emiri’nin (a.s) Fıtır Bayramında Okuduğu Hutbe. 101

3006. Bölüm.. 101

Nevruz Bayramı 101

3007. Bölüm.. 102

Bayramların Süsü. 102

3008. Bölüm.. 105

Allah’a Sığınmak. 105

3009. Bölüm.. 108

İnsanların Ayıbı Yerine Kendi Ayıplarını Araştıran Kimseyi Övmek. 108

3010. Bölüm.. 109

Kendi Ayıplarını Gören Kimse. 109

3011. Bölüm.. 110

İnsanların Ayıplarıyla Uğraşmayı ve Kendi Nefsine Gevşek Davranmayı Kınamak. 110

3012. Bölüm.. 110

İnsana Ayıp Olarak Yeten Şey. 110

3013. Bölüm.. 111

En Büyük Ayıp. 111

3014. Bölüm.. 112

Ayıpları Sebebiyle Kendisini Kınayan Kimse. 112

3015. Bölüm.. 112

Ayıpları Gizlemek. 112

3016. Bölüm.. 113

Ayıpları Hediye Etmek (görmezlikten gelmek) 113

3017. Bölüm.. 114

İnsanların Ayıbını Araştırmak. 114

3018. Bölüm.. 116

İnsanların Ayıplarını Unutmamaktan Sakındırmak. 116

3019. Bölüm.. 116

Başkalarının Yere Düşmesine Sevinmekten Sakındırmak. 116

3020. Bölüm.. 116

Ayıpları Örtmek. 116

3021. Bölüm.. 117

İnsan Bir Şeyi Bilmezse Onu Kınar. 117

3022. Bölüm.. 117

Ayıp (çeşitli) 117

3023. Bölüm.. 120

Kınamayı Kınamak. 120

3024. Bölüm.. 122

Kötülemekten Sakındırmak. 122

3025. Bölüm.. 124

En Tatlı Hayat 124

3026. Bölüm.. 124

İnsanlardan En Güzel Hayata Sahip Olan Kimse. 124

3027. Bölüm.. 125

Hayatı Karartan Şey. 125

3028. Bölüm.. 125

Yaşam (Çeşitli) 125

3029. Bölüm.. 129

Gıpta Edilen İyi Halli Kimseler. 129

3030. Bölüm.. 130

İnsanlardan En Çok Gıpta Edilen İyi Halli Kimse. 130

3031. Bölüm.. 132

Aldatılmak. 132

3032. Bölüm.. 132

Aldatılmış Kimseler. 132

3033. Bölüm.. 133

İnsanların En Aldatılmışı 133

3034. Bölüm.. 135

Sözünde Durmamak. Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

3035. Bölüm.. 136

Vefasızlığın En Çirkini 136

3036. Bölüm.. 136

Ahdinde Durmayanlara Vefalı Olmayı Kınamak. 136

3037. Bölüm.. 136

Vefasızlık ve Zekilik. 136

3038. Bölüm.. 137

Ahdini Bozan Kimselerin Haşrolma Şekli 137

3039. Bölüm.. 140

Aldanmak-Gaflet 140

3040. Bölüm.. 142

Allah Hakkında Aldanmak. 142

3041. Bölüm.. 143

Dünyaya Aldanmak. 143

3042. Bölüm.. 144

Nefse Aldanmak. 144

3043. Bölüm.. 144

Adlanılmaması Gereken Şeyler. 144

3044. Bölüm.. 145

İnsanın Aldanmasına Engel Olan Şey. 145

3045. Bölüm.. 148

Büyük Bedir Savaşı 148

3046. Bölüm.. 150

Reci ve Maune Savaşları 150

3047. Bölüm.. 150

Uhud ve Hemra’ul Esed Savaşları 150

3048. Bölüm.. 153

Ben-i Nadir Gazvesi 153

3049. Bölüm.. 153

Zat’ur-Rika ve Uzfan Gazveleri 153

3050. Bölüm.. 154

Küçük Bedir Savaşı 154

3051. Bölüm.. 154

Ahzab Ve Ben-i Kureyza Savaşları 154

3052. Bölüm.. 156

Ben-i Mustalik Savaşı 156

3053. Bölüm.. 156

Hudeybiye Gazvesi ve Rıdvan Biatı 156

3054. Bölüm.. 159

Hayber ve Fedek Savaşları 159

3055. Bölüm.. 163

Muta Savaşı 163

 

 

 

3056. Bölüm.. 163

Zat’us-Selasil Gazvesi 163

3057. Bölüm.. 163

Mekke Fethi Savaşı 163

3058. Bölüm.. 166

Huneyn, Taif ve Evtaf Gazveleri 166

3059. Bölüm.. 167

Tebük Savaşı 167

3060. Bölüm.. 169

Guslün Sebebi 169

3061. Bölüm.. 169

Gusül Çeşitleri 169

3062. Bölüm.. 173

Aldatmak. 173

3063. Bölüm.. 174

Müslümanları Aldatan Kimse (1) 174

3064. Bölüm.. 175

Müslümanları Aldatan Kimse (2) 175

3065. Bölüm.. 175

Aldatmanın Kötü Sonuçları 175

3066. Bölüm.. 176

En Çirkin Aldatmak. 176

3067. Bölüm.. 176

İnsanların En Çok Aldatanı 176

3068. Bölüm.. 178

Gasp. 178

3069. Bölüm.. 179

Gasbetmenin Cezası 179

3070. Bölüm.. 181

Gazap Bütün Kötülüklerin Anahtarıdır. 181

3071. Bölüm.. 182

Gazaplanmak Şeytandan Bir Kordur. 182

3072. Bölüm.. 183

Gazap da Bir Tür Deliliktir. 183

3073. Bölüm.. 183

Öfkesine Sahip Olmaya Teşvik. 183

3074. Bölüm.. 184

İnsanların En Güçlüsü. 184

3075. Bölüm.. 185

Öfkesini Yenmeye Teşvik. 185

3076. Bölüm.. 187

Öfkesini Allah’a İsyan İle Dindiren Kimse. 187

3077. Bölüm.. 187

Gazabını Önleyen Kimse. 187

3078. Bölüm.. 188

Gazabın Kökü. 188

3079. Bölüm.. 188

Gazabın İlacı 188

3080. Bölüm.. 189

Allah İçin Gazaplanmayı Övmek. 189

3081. Bölüm.. 190

Kendisine Kötü Davranılmasından Dolayı Gazaplanmayan Kimse. 190

3082. Bölüm.. 191

Gazap (Çeşitli) 191

3083. Bölüm.. 194

Mağfiret Dilemek. 194

3084. Bölüm.. 196

Seher Vaktinde Mağfiret Dileyenleri Övmek. 196

3085. Bölüm.. 198

İstiğfarın Günahları Ortadan Kaldırmadaki Rolü. 198

3086. Bölüm.. 199

Mağfiret Dilemek ve Rızkın Artışı 199

3087. Bölüm.. 200

Allah’ın Dergahına Yakınlaştırılmışların Mağfiret Dilemesi 200

3088. Bölüm.. 202

Günah İşlemeye devam Ettiği Halde Mağfiret Dilemekten Sakınmak. 202

3089. Bölüm.. 202

Kendisine İstiğfarın Fayda Vermediği Kimse. 202

3090. Bölüm.. 204

Gafletten Sakındırmak. 204

3091. Bölüm.. 205

Gaflet ve Uyanıklık. 205

3092. Bölüm.. 206

Gaflet Uykusundan Uyanmaya Teşvik. 206

3093. Bölüm.. 207

Kendisinden Gaflet Edilmeyen Gafil 207

3094. Bölüm.. 208

Gafiller İçin Bir Uyarı 208

3095. Bölüm.. 209

Gaflete Engel Olan Şey. 209

3096. Bölüm.. 210

İnsanların En Gafili 210

3097. Bölüm.. 210

Gaflete Düşürücü Şeyler. 210

3098. Bölüm.. 211

Gafil İnsanın Nişaneleri 211

3099. Bölüm.. 211

Gafletin Sonuçları 211

3100. Bölüm.. 212

Gaflet Olarak Yeten Şey. 212

3101. Bölüm.. 212

Görmezlikten Gelmeyi Övmek. 212

3102. Bölüm.. 213

Gafletin İlacı 213

3103. Bölüm.. 216

Kin. 216

3104. Bölüm.. 217

Kalbin Hakkında Hıyanet Etmemesi Gereken Şey. 217

3105. Bölüm.. 217

Ganimette Hıyanet 217

3106. Bölüm.. 221

Dinde Aşırılıktan Sakınmak. 221

3107. Bölüm.. 227

Ganimet Sayılması Gereken Şeyler. 227

3108. Bölüm.. 228

Akıllı İnsanların Ganimeti 228

3109. Bölüm.. 230

3110. Bölüm.. 231

Zenginlik ve Takva. 231

3111. Bölüm.. 231

Fakirlik ve Zenginlikle Denenmek. 231

3112. Bölüm.. 232

Zenginliğin Anlamı 232

3113. Bölüm.. 234

En Büyük Zenginlik. 234

3114. Bölüm.. 235

İnsanların En Zengini 235

3115. Bölüm.. 236

Nefis Zenginliği 236

3116. Bölüm.. 237

Zenginliğin Anahtarı 237

3117. Bölüm.. 238

Ka’be’nin Rabbine Andolsun ki Hüsrana Erenler Onlardır. 238

3118. Bölüm.. 238

Zenginlerden Kat Kat Ecri Olan Kimse. 238

3119. Bölüm.. 239

Zenginlerin Fakirlerin Açlığındaki Sorumluluğu. 239

3120. Bölüm.. 239

Zenginlik (çeşitli) 239

3121. Bölüm.. 242

Şarkı-Müzik. 242

3122. Bölüm.. 243

Şarkı Mirası 243

3123. Bölüm.. 244

Şarkıcı Kadın. 244

3124. Bölüm.. 246

Peygamber’in Gaybi Haberleri 246

3125. Bölüm.. 250

3126. Bölüm.. 258

“Çok Yakında Gelecektir” İfadesiyle Gelecek Olayları Haber Veren Rivayetler. 258

3127. Bölüm.. 260

Gelecek Tabiriyle İleride Olacak Olayları Haber Veren Gaybi Haberler. 260

3128. Bölüm.. 262

Peygamber Allah’ın Öğretmesiyle Gaypten Haber Vermektedir. 262

3129. Bölüm.. 263

İmam ve Gayp İlmi 263

3130. Bölüm.. 266

Gıybetten Sakındırmak. 266

3131. Bölüm.. 268

Gıybetin Akibeti 268

3132. Bölüm.. 268

Gıybet ve Kötülükleri Yaymak. 268

3133. Bölüm.. 270

Gıybet ve Din. 270

3134. Bölüm.. 271

Gıybetin Anlamı 271

3135. Bölüm.. 272

Hakkında Gıybet Edilmesi Haram Olan Kimse. 272

3136. Bölüm.. 272

Gıybeti Caiz Olan Kimse. 272

Şehid-i Sani’nin Gıybeti Caiz Kılan Sebepler Hakkındaki Sözü. 274

3137. Bölüm.. 280

Gıybetin Kökeni 280

3138. Bölüm.. 280

Gıybetin Türleri 280

3139. Bölüm.. 284

Gıybete Kulak Vermek. 284

3140. Bölüm.. 284

Gıybeti Reddetmenin Sevabı 284

3141. Bölüm.. 285

Gıybet Etmenin Keffareti 285

3142. Bölüm.. 287

Gayreti/Namusuna Düşkünlüğü Övmek. 287

3143. Bölüm.. 288

Gayret Allah’ın Sıfatlarındandır. 288

3144. Bölüm.. 288

Deyyus İnsan. 288

3145. Bölüm.. 289

Yersiz Yere Gayretli Olmayı Kınamak. 289

3146. Bölüm.. 293

İyiye Yorumlamak. Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

3147. Bölüm.. 306

Aniden Öldürmek. Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

3148. Bölüm.. 309

Fitne-İlahi İmtihan. 309

3149. Bölüm.. 311

Fitne ve İmtihanın Neticesi 311

3150. Bölüm.. 312

Fitnelerden Allah’a Sığınma Adabı 312

3151. Bölüm.. 313

Fitnenin Anlamı 313

3152. Bölüm.. 314

Fitnelerin Kaynağı 314

3153. Bölüm.. 314

Fitne Çeşitleri 314

3154. Bölüm.. 316

Her Darlık ve Genişlikte Bir İmtihan Vardır. 316

3155. Bölüm.. 317

İnsanların Birbiri Vesilesiyle İmtihan Edilişi 317

3156. Bölüm.. 317

Bazı Fitnelerde Allah’tan Yardım Dilemek. 317

3157. Bölüm.. 318

En Korkunç Fitne. 318

3158. Bölüm.. 318

Fitnelerden Sağ Salim Kurtulanlar. 318

3159. Bölüm.. 319

Arzu Edilmesi Gereken Fitneler. 319

3160. Bölüm.. 319

İnsana Fitne Olarak Yeten Şey. 319

3161. Bölüm.. 319

Fitne ve İmtihan (Çeşitli) 319

3162. Bölüm.. 322

Fütüvvet ve Mertlik. 322

3163. Bölüm.. 324

Bilmeden Fetva Vermekten Sakındırmak. 324

3164. Bölüm.. 324

Bilmeden İnsanlara Fetva Veren Kimse. 324

3165. Bölüm.. 325

Kendi Görüşü Üzere Fetva Veren Kimse. 325

3166. Bölüm.. 325

Kendi Görüşü Esasınca Fetva Vermekten Sakındırmak. 325

3167. Bölüm.. 326

Müftinin Kefil Olması 326

3168. Bölüm.. 326

Alim Kimseye Fetva Vermenin Cevazı 326

3169. Bölüm.. 327

Kendinden Fetva İstemek. 327

3170. Bölüm.. 329

Sövmekten Sakındırmak. 329

3171. Bölüm.. 331

Her kim Söverse Sövülür. 331

3172. Bölüm.. 333

Üstünlük Taslamak. 333

3173. Bölüm.. 334

Üstünlük Taslamadan Alı Koyan Sebepler. 334

3174. Bölüm.. 334

Soyla Övünmeyi Kınamak. 334

3175. Bölüm.. 336

Övünülmesi Doğru Olmayan Şey. 336

3176. Bölüm.. 337

Övünç Kaynağı Olan Şey. 337

İçindekiler. 338

 

 

 

 

 

 


369. Konu

 

el-Amel

Amel (1)

 

F el-Bihar, 69/18, 30. bölüm; el-Amel cuz’ul İman

F Tefsir-i el-Mizan, 2/172, Kelam fi Ahkam’ul A’mal min heys’ul Ecza

F Tefsir-i el-Mizan, 9/191, Kelam fi nisbet’il-A’mal ile’l-Esbabu Tulen

 

 

 

 


bak.

F 58. konu, es-Sevab; 66. konu, el-Ceza; 94. konu, el-Hebt; 82. konu, el-Cihad (3); el-Marifet (1), 2586. bölüm; el-Ahiret, 31. bölüm; el-İman, 257, 262. bölüm; el-Muhabbet (2), 663, 664. bölüm; el-İhlas, 1030. ve 1031. bölümler; ez-Ziynet, 1698. bölüm; eş, Şükr(1), 2070. bölüm; es-Selat (1), 2269. bölüm; el-İlm, 2885-2893 ve sonraki bablar; el-Mevt, 3748. bölüm; el-Kader, 3284. bölüm; en-Niyet, 3979-3981, 3983; er-Rehn, 1554-1555; en-Nas, 3967. bölüm



 

2936. Bölüm

Amele Teşvik

 

Kur’an:

“Kadın, erkek, iman etmiş olarak kim iyi amel işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.” [1]

“Fakat, tövbe eden, iman edip salih amelde bulunan kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.”[2]

“Rabbine iman etmiş ve salih amel yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler vardır.” [3]

14257.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amel, amel! Sonra amelin sonu, amelin sonu! Direniş, direniş! Sonra sabır, sabır! Takva, takva! Gerçekten de sizin için bir son vardır, sonunuza yönelin.”[4]

14258.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sizler, sözleri aşikar etmekten çok, amelleri aşikar etmeye muhtaçsınız. Veya sizler doğru konuşmaktan çok doğru amel etmeye daha çok muhtaçsınız.”[5]

14259.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim amel ederse, güçlenir. Her kim de amelde kusur ederse (işlerde) zayıflık ve gevşekliği artar.”[6]

14260.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Münezzeh olan Allah nezdinde şerafet, amellerin güzelliği iledir; sözlerin güzelliği ile değil.”[7]

14261.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İlim sana kılavuzluk eder, amel ise seni hedefine ulaştırır.”[8]

14262.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amel ile sevap hasıl olur; tembellik ile değil.”[9]

14263.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimi ameli yavaş götürürse nesebi (hasebi) onu hızlandırmaz.”[10]

14264.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amel, müminin şiarıdır.”[11]

14265.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amel yakin sahibi kimsenin yoldaşıdır.”[12]

14266.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amel insanın en kamil halefidir.”[13]

14267.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Din (insan için) stoktur, ilim ise kılavuzdur.”[14]

14268.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İlmin meyvesi amel güzelliği ile toplanır, söz güzelliği değil.”[15]

14269.  İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan, dünyada mallarıyla, ahirette ise amelleri iledir.”[16]

14270.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah dünyada insanları, birbirlerini tanısınlar diye babalarının adıyla çağırdı. Ahirette ise (yaptıklarının) karşılığını görsünler diye, amelleriyle çağırdı ve şöyle buyurdu: “Ey iman edenler!”, “Ey küfredenler!”[17]

14271.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Adamın biri, Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına gelerek şöyle arz etti: “Cehalet hüccetini üzerimden kaldıracak olan şey nedir?” Peygamber, “ilimdir” diye buyurdu. O şahıs şöyle arz etti: “İlim hüccetini benden uzaklaştıracak şey nedir?” Peygamber, “Ameldir” diye buyurdu.”[18]

14272.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Az amel edin, çok nimete erişin.”[19]

14273.  İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah katında en çok sevileniniz, şüphesiz ameli en çok olanınızdır. Şüphesiz Allah nezdinde ameli en değerli ve büyük olan kimse, Allah nezdinde olan şeylere rağbeti en çok olan kimsedir.”[20]

14274.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amelsiz ahiretten ümidi olan kimseden olma… Salih kimseleri sever; fakat onların yaptığını yapmaz. Günahkarlara buğzeder; oysa o da onlardan biridir… Günahı kendi günahından az olanın akıbetinden korkar; ama kendisi için amelinden daha fazlasını ümit eder… Amel ettiğinde kusur eder, istediği zaman aşırı gider… O, sözle yol gösterendir; (ama) ameli pek azdır.”[21]

14275.  İmam Ali (a.s) zahitlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar (zahitler), dünya ehlinden bir kavim oldukları halde sanki ehlinden değillerdi. Onlar dünyada oldukları halde dünyalı olmadılar. Dünyada basiret üzere amel ettiler ve dünyada korktukları şeyden (ölümden) öne geçtiler.”[22]

14276.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Henüz hayatınızı sürdürürken, amel defterleri açıkken, tövbe yolu genişken, Allah’a itaatten kaçınanlar Allah’a davet edilirken, kötülerin dönüş ümidi kesilmemişken, amel kandili sönmemişken, süre dolmamışken amel edin.”[23]

14277.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih insanları, Allah’ın kullarının diliyle söylettiği şeylerden anlamak mümkündür. O halde senin için kıymetli azık, salih amel olsun.”[24]

14278.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “O halde amel ediniz. Zira ameller (Allah’a) yükselir. Tövbe fayda verir, dua işitilir. Durum sakin, kalemler yazmaktadır.”[25]

14279.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah size acısın; apaçık deliller üzere amel edin. Yol doğrudur ve sizi selam yurduna çağırmaktadır. Fırsat ve mühletinizin olduğu bir diyardasınız, Allah’ın rızayetini elde edebilirsiniz. Sahifeler açık, kalemler yazıyor; bedenler sağlıklı, diller özgürce konuşuyor; tövbeler işitilmekte, ameller kabul edilmektedir.”[26]

bak. el-İslam, 1876. Bölüm

 

2937. Bölüm

Amel ve Mükafat

 

Kur’an:

“Bu, sizin kuruntularınıza ve kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur. Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez.” [27]

14280.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz dikenden üzüm toplanamadığı gibi, kötü kimseler de asla iyi kimselerin konaklarında konaklayamazlar. Bunlar iki yoldur. O halde hangisini tutturursanız, ona ulaşırsınız.” [28]

14281.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dikenden üzüm toplanamadığı gibi, kötüler de iyilerin konaklarında konaklayamazlar. O halde istediğiniz yolu tutturun. Zira hangi yolu kat ederseniz (o yolun) ehline varırsınız.” [29]

14282.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih amelin meyvesi, kökü gibidir.” [30]

14283.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kötü amelin meyvesi, kökü gibidir.” [31]

 

Tefsir:

Allame Tabatabai el-Mizan’da amel ile mükafat arasındaki ilişkiyi beyan ederek şöyle buyurmuştur: “Önceki konularda gördüğümüz gibi, akli emir ve yasaklar (akıl sahipleri arasında hükümran olan kanunlar) ile amel edilecek olursa, sevap ve mükafatından ibaret olan güzel bir sonucu vardır. Ama onlara isyan eder ve yüz çevirilirse, ceza olarak adlandırılan, tatsız ve kötü bir sonucu vardır. Bu ceza ve mükafat- emir ve yasaklarla amel etmek için düşünülen bir çözüm yolu mesabesindedir. Emir ve nehiylere sarılma karşısında taktir edilen güzel mükafat da insanların amel etmeye teşvik edilmeleri içindir. Muhalefet ve isyan karşısında öngörülen kötü ceza da şahsın isyandan ve sapmadan korku içinde olup sakınması içindir.

Buradan da anlaşıldığı üzere, amel ve mükafat arasındaki ilişki itibari bir ilişkidir. Bu ilişki, toplum veya idareci tarafından ortaya konmaktadır. Onları bu ilişkiyi, ortaya koymaya zorlayan şey, amele olan şiddetli ihtiyaçtır. Bu amelden istifade ile, sorunları ortadan kalkmaktadır. İşte bu yüzden müstağni olduklarında ve ihtiyaçları ortadan kalktığında yapmayı üstlendikleri mükafat ve cezayı uygulamaya geçirme hususunda gevşeklik ettiklerini görmekteyiz.

Hakeza yine bu sebepten ötürü mükafat ve cezanın azlığı veya çokluğunun, şiddet veya zayıflığının amele olan ihtiyaç miktarına bağlı olduğunu ve bu açıdan farklılık içinde bulunduğunu görmekteyiz. Bu ihtiyaç ne kadar fazla olursa, mükafat da o kadar artar. Bu ihtiyaç ne kadar az olursa, mükafat da o kadar az olur. Zira emir ile memur ve mükellef kılan ile mükellef kılınan insan, alıcı ve satıcı mesabesindedir. Onlardan her biri bir şey vermekte ve bunun karşısında da ondan bir şey almaktadır. Mükafat ve sevap ödenen değer mesabesindedir. Ceza ise bir şeyi ortadan kaldıran, buna karşılık o şeye kefil olan, kefaleti boynunda bulunan ve mutlaka bu kefaleti ödemesi gereken kimsenin ödediği bir bedel mesabesindedir.

Genel olarak bu amel (ceza ve mükafat) itibari ve sözleşmeli bir şeydir. Toplumsal çarkın etrafında dönen diğer ünvanlar, hükümler ve toplumsal ölçüler gibi itibari bir şeydir. Tıpkı yöneten, yönetilen, emir, nehiy, itaat, isyan, vacib, haram, malikiyet, servet, alma, satma ve benzerleri gibi... Ama hakikatler onları çepeçevre kuşatan hadiseler ve dış varlıklardır. Zenginlik ve fakirlik, izzet ve zillet, övme ve kınama gibi hususların, onların durumunda hiçbir etkisi yoktur. Tıpkı yeryüzünde yetişen her şey, ölüm, hayat, sağlık, hastalık, açlık, tokluk, susuzluk ve suya kanmışlık gibi.

Bu, toplumun akıllı kesimi nezdinde var olan bir şeydir. Münezzeh olan Allah da bizimle konuşmalarında bizim birbirimizle konuşmalarımızda takip ettiğimiz, metodu takip etmiştir. Allah-u Teala bizim din vesilesiyle elde edebileceğimiz mutluluğu toplumsal kanunlar ve sünnetler kalıbına dökmüştür. Emretmiş, yasaklamış, teşvik etmiş, sakındırmış, müjdelemiş, korkutmuş, mükafat vaad etmiş, cezalandırılmakla korkutmuştur. Bu yüzden toplumsal kanunları ve sünnetleri kabul ettiğimiz sadelikle, Allah’ın dinini de elde etmekteyiz. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah’ın size bir fazlı ve rahmeti olmasaydı, asla sizden birisi temizlenmezdi.”[32]

Münezzeh olan Allah, hakikatleri derk etmeye müsait olan nefisleri eğitme işini ihmal etmemiştir. Kur’an’ın bazı ayetlerinde kitap ve sünnetin zahirini kapsayan dini marifetlerin ötesinde, çok daha büyük bir konunun çok daha değerli bir sırrın ve paha biçilmez olduğuna işaret edilmiş ve şöyle buyurulmuştur: “Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurdu ise (gerçek) hayattır.”

Dünya hayatının oyun olduğu ve hayalden başka bir şey olmadığı ifade edilmiştir. Dünyanın fonksiyonu, sadece insanın ebedi saadeti, ahiret yurdu, hayatının gerçeği olan asıl hedefinden alı koymaktır. Eğer dünya hayatından maksat, bizim hayat olarak adlandırdığımız şey ise, mal, makam, kudret, izzet ve yücelik gibi  hayatın gerekleri onun oyalanma ve oyun olması içinde var olan hakikatleriyle  daha evla bir şekilde oyalanma ve oyuncak olmasını gerektirir. Ama eğer maksat, tüm yönleriyle  dünya hayatı ise bu durumda da maksat, daha da bir açıklığa kavuşmaktadır.

O halde, bu toplumsal kanunlar ve onlar vesilesiyle takip edilen hedefler, örneğin, kudret, makam, servet ve benzeri şeyler, bunun yanı sıra dini öğretilerin kapsadığı hedefler ve konular ve Allah’ın önce fıtrat, sonra da Peygamberler göndererek bizlere gösterdiği hususlar da akıllı bir terbiye edicinin fesat ve salahını iyilik ve kötülüğünü teşhis edemeyen küçük çocuk için ortaya koyduğu oyalanma ve oyundan ibarettir. Bu oyunda onunla birlikte oynamaktadır ki bedeni ve zihni gelişsin ve onu iş düzenine hazırlasın ve başarılı olsun.

Bir çocuktan bu oyunların ortaya çıkması, onu iş sınırına yaklaştıran salt, güzel bir oyundur, ama onu terbiye eden kimseye göre bu çocukça iş, hikmete dayalı bir teşebbüs ve hiçbir oyun boyutu olmayan ciddi bir iştir.

Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında olan şeyleri, oyun olarak yaratmadık. Onları sadece hak üzere yarattık, ama onların çoğu bilmezler.”[33] Bu ayetin içeriği de önceki ayetin içeriğine çok yakındır.

Allah-u Teala, daha sonra bu zahiri terbiyenin manevi hedef ve maksatlarla sonuçlanmasını genel bir örnek kalıbında, insanlar için beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır.”[34]

Allah-u Teala’nın bu açıklamasından da anlaşıldığı üzere iş ve mükafat arasında toplumun bireyleri açısından bu ikisi arasında var olan itibari ilişkiden de öte gerçek bir ilişki türü mevcuttur ve Allah-u Teala’nın eğitim ve öğretimi de bu gerçek ilişki üzere cereyan etmektedir.”[35]

 

2938. Bölüm

Amel İnsandan Ayrılmayan Bir Arkadaştır

 

14284.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizden her birinizin şüphesiz üç dostu vardır: Onlardan biri onun isteklerini karşılayan dosttur ve o mal ve servettir. Diğeri  mezara kadar kendisiyle gelen ama ona hiçbir şey vermeyen ve ondan sonra kendisiyle birlikte olmayan dosttur ve o da akrabalarıdır. Üçüncü dost ise, “Allah’a yemin olsun ki nereye gidersen seninle gelirim ve senden ayrılmam” diyen dosttur. Bu dost ise ameldir. Eğer iyi olursa hayırlı amel ederse o arkadaşı da hayırlı olur. Ve eğer kötü amel ederse kötü bir arkadaş olur.”[36]

14285.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Üç şey ölü kimsenin ardından gelir: Ailesi, varlığı ve ameli. İkisi geri döner, biri ise baki kalır. Ailesi ve varlığı geri döner. Ameli ise onunla kalır.”[37]

14286.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih amel cennete gider ve bir şahsın kendisi için döşeyip hazırlaması için kölesini bir yere gönderdiği gibi salih amel de sahibi için gerekli ortamı sağlar.” İmam Bakır (a.s) daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu: “İman edip salih amel işleyenler, kendileri için hazırlarlar.”[38]

14287.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsan öldüğünde üç şey dışında amelleri kesilir: “Sadaka-i cariye (faydası devam eden sadaka), insanların istifade ettiği ilim ve kendisi için dua eden salih evlat.”[39]

14288.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsan öldükten sonra da yedi şeyin sevabı kendisi için yazılır: Hurma ağacı dikenin, bir kuyu kazanın, bir nehir akıtanın, bir cami yapanın, bir kitap yazanın, kendinden geriye bir ilim bırakanın ve ölümünden sonra kendisi için Allah’tan mağfiret dileyen salih bir evlat bırakanın.”[40]

14289.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan ile salih ameli dışında hiçbir şey yoldaşlık etmez.”[41]

14290.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın hayrını dileyen arkadaş salih ameldir.”[42]

bak. el-Kibr, 3267. Bölüm; el-Amel (3), 2961. Bölüm; es-Sıdk, 2219. Bölüm; el-Akl, 2792, 2793. Bölümler

 

2939. Bölüm

Her Amelin Bir Bitkisi Vardır

 

14291.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her amelin bir bitkisi vardır. Her bitkinin suya ihtiyacı vardır. Sular ise muhteliftir. İyi bir şekilde sulanırsa fidanları iyi, meyveleri hoş olur. Kötü bir şekilde sulanırsa fidanları kötü, meyvesi de acı olur.”[43]

bak. 2937, 2954. Bölümler

 

2940. Bölüm

Amele Devam Etmek

 

14292.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amele devam edin! Amele devam edin. Zira Allah müminlerin işi için, ölüm dışında bir son karar kılmamıştır.”[44]

14293.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar az da olsa, eserlere ve sünnetlere uyma hususunda amele devam etmek, bid’atlar esasınca yapılan ibadet ve nefsani isteklere uyma hususunda çaba göstermekten daha sevimli ve akıbeti daha faydalı olandır.”[45]

14294.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yakin üzere olan sürekli az amel, Allah nezdinde yakin üzere olmayan çok amelden daha üstündür.”[46]

14295.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde işlerin en sevimlisi, kulun her ne kadar az da olsa sürekli yaptığı ameldir.”[47]

14296.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde, her ne kadar az da olsa sürekli yapılan bir işten sevimli hiçbir şey yoktur.”[48]

14297.  İmam Seccad (a.s) sürekli şöyle buyururdu: “Ben her ne kadar az da olsa bir işi sürekli yapmayı severim.”[49]

14298.  İmam Bakır (a.s) sürekli şöyle buyururdu: “Şüphesiz bir işe adet ettiğimde onu sürekli yapmak isterim. Eğer gece ibadetimden bir şeyi eda edemezsem, gündüz kazasını yerine getiririm. Eğer gündüz (ibadetlerden) bir şey kaybedersem, gece kazasını yerine getiririm. Allah nezdinde işlerin en sevimlisi sürekli yapılan ameldir.”[50]

14299.  İmam Ali (a.s), oğlu Hasan’a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: “Sana neşat (sevinç) ve gevşeklik halinde amel etmeni tavsiye ederim.”[51]

14300.  İmam Seccad (a.s) sürekli şöyle buyururdu: “Şüphesiz ben denk bir amelle (her günü öncekinden eksik olmayan bir amelle) rabbimin huzuruna varmayı severim.”[52]

14301.  Ayşe şöyle diyor: “Allah Resulü’nün (s.a.a) gece ikiye katlayıp üzerinde namaz kıldığı, gündüz de serip üzerine oturduğu bir hasırı vardı. İnsanlar Peygamber’in huzuruna varıyor ve onunla birlikte namaz kılıyordu. Sonunda sayıları çoğaldı, Allah Resulü (s.a.a) onlara dönerek şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Gücünüz olduğu kadar amel ediniz. Zira Allah siz yorulmadıkça yorulmaz. Allah nezdinde en sevimli amel, her ne kadar az da yapılsa sürekli yapılan ameldir.”

Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: “Muhammed’in Ehl-i Beyti bir iş yaptıklarında onu sabit kılar ve sürekli yerine getirirlerdi.”[53]

14302.  Ayşe ve Ümmü Seleme, “Allah Resulü nezdinde amellerin en sevimlisi neydi?” diye sorulunca şöyle demişlerdir: “Her ne kadar az da olsa, sürekli yapılan iş.”[54]

 

2941. Bölüm

Her Kim Bir İş Yaparsa Onu Bir Yıla Kadar Devam Ettirsin

 

14303.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “On iki ay yerine getirmeden terk edeceğin bir şeyi kendi nefsine farz ve gerekli kılmaktan sakın.”[55]

14304.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim hayırlı bir işe başlarsa, onu bir yıla kadar devam ettirmeli ve bir yıl dolmadan terk etmemelidir.”[56]

14305.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir işe başlarsa, onu bir yıla kadar devam ettirsin. Sonra isterse başka bir işe koyulsun. Zira Allah’ın taktir etmek istediği kadir gecesi, o bir yılın içinde bulunmaktadır.”[57]

bak. Vesail’uş Şia, 1/70, 21. Bölüm

 

2942. Bölüm

Hayırlı İşi Sürekli Yapmanın Sonuçları

 

14306.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sürekli hayırlı iş yapmaktan kaynaklanan şeyler şunlardır: “Kötülükleri terk etmek, aklı hafif olmaktan uzaklaşmak, günahtan dışarı çıkmak, yakin, kurtuluş sevgisi, rahman olan Allah’a itaat, burhan ve delili ululamak, şeytandan uzak durmak, adaleti ve hak sözü kabul etmek. Bunlar hayırlı işe devam etmek neticesinde akıllı kimseye çatan şeylerdir.”[58]

 

2943. Bölüm

Sürekli Yaptığın Hayırlı Az Şey Kendisinden Bıktığın Çok Şeyden Daha Hayırlıdır

 

14307.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz nefis de usanır. Sizden hiç kimse hiç şüphesiz ne kadar yaşayacağını bilemez. O halde ibadetlerden gücü yettiğine bakmalıdır. Sonra da onu sürekli yapmaya çalışmalıdır. Zira Allah nezdinde en sevimli iş her ne kadar az da olsa sürekli yapılan iştir.”[59]

14308.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sürekli yaptığın az iş, usanacağın çok işten daha ümit vericidir.”[60]

14309.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Gücünüz yettiğince işlerin sorumluluğunu üstleniniz. Zira sizler usanmadıkça Allah usanmaz. Allah nezdinde en sevimli iş, her ne kadar az da olsa sürekli yapılan iştir.”[61]

bak. el-İbadet, 2501. Bölüm

 

2944. Bölüm

Amelin Sözden Fazlalığı

 

14310.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sözün amelden fazla olması çirkindir. Ama amelin fazla olması güzel ve ziynettir.”[62]

14311.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amelin sözden fazla oluşu en güzel fazilettir. Amelin sözden az oluşu ise en çirkin rezalettir.”[63]

bak. 14274. Hadis

 

2945. Bölüm

Amellerin En Üstünü

 

14312.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü en müşkül olanıdır.”[64]

14313.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü nefsini yapmaya mecbur kıldığın ameldir.”[65]

14314.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü Allah için yapılan ameldir.”[66]

14315.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İşlerin en üstünü hakka bağlılıktır.”[67]

14316.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün amel her ne kadar az da olsa sürekli yapılandır.”[68]

14317.  Resulullah (s.a.a), amellerin en üstünü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Yemek yedirmek ve güzel konuşmak.”[69]

14318.  Resulullah (s.a.a), hakeza şöyle buyurmuştur: “Allah’ı tanımak ve Allah’ın dini hakkında anlayış sahibi olmak.”[70]

14319.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde imandan sonra müminleri sevindirmekten daha üstün bir iş yoktur.”[71]

14320.  İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah nezdinde amel açısından en büyük olanınız, Allah nezdinde olanlara en çok rağbet edeninizdir.”[72]

14321.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü, en yücesi, imanı halis kılmak, sadakatle günahtan sakınmak ve yakin sahibi olmaktır.”[73]

14322.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü Allah’a iman etmek, Allah’ı tasdik etmek, Allah yolunda cihat etmek, kabul edilen hac. Senin için bunlardan daha rahat olanı yemek yedirmek, yumuşak konuşmak, bağışta bulunmak, güzel ahlak sahibi olmaktır. Senin için bunlardan da daha kolay olanı, Allah’a senin için taktir ettiği şeyler hususunda ithamda bulunmamandır.”[74]

14323.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü, içinde şek bulunmayan iman, ganimetinde hıyanette bulunulmayan cihat ve kabul edilen hacdır.”[75]

14324.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amellerin en üstünü namazı vaktinde kılmak, sonra anne babaya iyilikte bulunmak, sonra da insanların senin dilinden güvende olmasıdır.”[76]

14325.  İmam Sadık (a.s), kendisine “amellerin en üstünü nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Namazı vaktinde kılmak, anne babaya iyilikte bulunmak ve aziz ve celil olan Allah yolunda cihat etmek.”[77]

14326.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amellerin efendisi üç şeydir: İnsanlara karşı insaflı olmak, aziz ve celil olan Allah yolundaki kardeşe yardımda bulunmak ve her hal üzere Allah-u Teala’yı zikretmek.”[78]

14327.  İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala’nın, “Ta ki hanginizin daha güzel amel ettiğini denemek için” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Maksat, hanginizin daha çok amel ettiği değildir. Aksine maksat, hanginizin daha doğru amel ettiğidir. Amelin doğruluğu ise Allah-u Teala’dan korkmak ve doğru ve güzel bir niyete sahip olmaktır.”[79]

14328.  İmam Sadık (a.s), kendisine, “Allah nezdinde amellerin en üstünü nedir?” diye soran Zübeyri’ye şöyle buyurmuştur: “Allah’ın sadece kendisiyle her şeyi kabul ettiği şeydir.” Ben (ravi), “O şey nedir?” diye arz edince İmam şöyle buyurdu: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a iman etmektir. Bu derece açısından, amellerin en üstünü, makam açısından en şereflisi ve nasip açısından en yücesidir.” Ben (ravi) şöyle arz ettim: “Bana imanın ne olduğunu haber vermeyecek misin? Acaba iman söz ve amel midir, yoksa amelsiz söz müdür?” İmam şöyle buyurdu: “İman tümüyle ameldir, söz ise o amelin bir bölümüdür.”[80]

14329.  İmam Sadık (a.s), kendisine, “Amellerin en üstünü nedir?” diye soran bazı ashabına şöyle buyurmuştur: “Rabbini tek bilmendir.” Birisi, “En büyük günah nedir?” diye sorunca da İmam şöyle buyurdu: “Yaratıcın için teşbihte bulunmandır.”[81]

14330.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah, katında mümini sevindirmekten daha sevimli bir şeyle ibadet edilmemiştir.”[82]

14331.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah nezdinde işlerin en sevimlisi, mümini sevindirmen, açlığını gidermen ve hüznünü yok etmendir.”[83]

14332.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü (s.a.a) mirac gecesi münezzeh olan rabbine şöyle sordu: “Ey rabbim! Amellerin hangisi daha üstündür?” Allah-u Teala ona şöyle buyurdu: “Benim katımda bana tevekkül etmekten ve benim (rızkı) bölüştürmeme razı olmaktan daha üstün bir şey yoktur.”[84]

bak. el-Ma’ruf (2), 2690. Bölüm; et-Taet, 2430. Bölüm; Kenz’ul Ummal, 15/948. Bölüm; Nur’us Sakaleyn, 5/380/12-14

 

2946. Bölüm

Ameli Kabul Olan Kimse

 

14333.  Resulullah (s.a.a), Ebu Zer’e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: “Ey Ebu Zer! Amelden çok takva ile amel etmeye önem ver. Şüphesiz ameller sadece takva ile kabul olur. Kabul edilmiş amel nasıl az görülebilir. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Allah şüphesiz takva sahiplerinden kabul eder.”[85]

14334.  İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Akıllı kimsenin az ameli kabul edilir ve kat kat artar. Heva ve cehalet ehli kimsenin çok amelleri ise reddedilir.”[86]

14335.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz amellerinden sadece ihlas üzere yaptığın kabul görür.”[87]

bak. el-İhlas, 1034. Bölüm; ed-Din, 1316. Bölüm; es-Selat (1), 2287. Bölüm; el-Ma’ruf (1), 2682. Bölüm; et-Tekva, 4166. Bölüm

 

2947. Bölüm

Amelinin Kendisine Fayda Vermediği Kimse

 

14336.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer insanlar göklerden (Allah nezdinden) geri çevrilmiş amelleri görmüş olsalardı, “Allah hiç kimsenin amelini kabul etmiyor” derleri.”[88]

14337.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey her kimde bulunmazsa hiçbir amelinin faydası olmaz: “Kendisini aziz ve celil olan Allah’a isyandan alı koyan bir sakınma, kendisi ile insanlarla iyi geçindiği bir ahlak ve kendisiyle cahilin cehaletini def ettiği bir hilim.”[89]

14338.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey her kimde bulunmazsa amelinin kendisine hiçbir faydası olmaz: Kendisini aziz ve celil olan Allah’a isyandan alı koyan bir sakınma, kendisiyle beyinsizlerin cehaletini def ettiği bir ilim ve kendisiyle insanlarla iyi geçindiği bir akıl.”[90]

14339.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey veya onlardan biri her kimde bulunmazsa, amelinden hiçbir şeye güvenmemelidir: “Kendisini aziz ve celil olan Allah’a isyandan alı koyan bir takva, kendisiyle beyinsiz kimseyi engellediği bir hilim ve kendisiyle insanlar arasında yaşadığı bir ahlak.”[91]

14340.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey kimde bulunmazsa ameli kemale ermez: Kendisini Allah’a isyandan alı koyan bir sakınma, kendisiyle insanlarla iyi geçindiği bir ahlak ve kendisiyle cahilin cehaletini reddeden bir hilim.”[92]

14341.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey olduğu taktirde hiçbir amel fayda vermez: Allah’a şirk koşmak, anne babaya eziyet etmek ve cihattan kaçmak.”[93]

14342.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dilini korumayan kimse, hiçbir şey yapmamıştır.”[94]

14343.  İmam Sadık (a.s), Abbad b. Kesir Basri Sufi’ye şöyle buyurmuştur: “Eyvahlar olsun sana ey Abbad! Karnını ve tenasül organını iffetli tuttuğun için mi gurura kapıldın. Şüphesiz aziz ve celil olan Allah kitabında şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah da sizler için amellerinizi düzeltsin” Bil ki doğru söz söyleyinceye kadar Allah senden hiçbir şeyi kabul etmez.”[95]

14344.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kardeşine, “Off!” deyince dostluk sınırından dışarı çıkar. “Sen benim düşmanımsın” deyince de iki kafirden biri olur. [96] Zira aziz ve celil olan Allah hiç kimseden müminin kınama ve hatasını yüzüne vurmayla birlikte olduğu taktirde hayrını dilemez ve amelini kabul etmez. Eğer mümin başka bir mümine karşı kötü niyet içinde olursa hiçbir amelini kabul buyurmaz... Eğer aziz ve celil olan Allah’ın dergahından geri çevrilen amelleri görmüş olsalardı şöyle derlerdi: “Aziz ve celil olan Allah hiç kimsenin amelini kabul etmemektedir.”[97]

14345.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın hüküm, hikmet ve öğütle dolu kitabında sevap vereceğini, azab edeceğini, razı olacağını veya gazaba uğratacağını kesinlikle bildirdiği şeylerden biri de (aşağıda sayılacak olan) bu hasletlerin birisine bile sahib olan ve tevbe etmeden rabbinin huzuruna çıkan kimse, istediği kadar çalışıp çabalasın, işinde ihlaslı olsun kendisine hiç bir fayda vermez. Kendisine farz kıldığı ibadette Allah’a ortak koşmak, öfkesini bir kişiyi öldürerek yenmek, başkasının ayıbını söylemek, bir ihtiyacını elde etmek için dininde bidat ortaya çıkarmak, insanlara iki yüzlü görünmek, onlar arasında iki dilli konuşmaktır. (Kendine gel de) bunları iyi düşün. Çünkü örnek, benzerine de delalet eder.”[98]

14346.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki Allah isyandan bir şey hususunda ısrar etmekle birlikte olan hiçbir itaati kabul etmez.”[99]

14347.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah mümin kardeşine karşı kötü niyet içinde olan bir müminin hiçbir amelini kabul buyurmaz.”[100]

14348.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şek ve inkar olduğu taktirde hiçbir amelin faydası yoktur.”[101]

14349.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yakin ve günahlardan sakınmayla birlikte olmayan hiçbir amelde hayır yoktur.”[102]

bak. Er-Riya, 1410. Bölüm; es-Selat (1), 2288, 2289. Bölümler; el-İnfak, 3948. Bölüm; es-Sıdke; 2242. Bölüm

 

2948. Bölüm

Ameli Kabul Edilen Kimse

 

14350.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah her kimin bir tek namazını kabul ederse ona azap etmez ve Allah her kimin bir iyiliğini kabule derse... ona azap etmez.”[103]

14351.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah her kimin bir iyiliğini kabul ederse asla ona azap etmez ve onu cennete götürür.”[104]

14352.  İmam Ali (a.s) “ne kadar sadaka veriyorsun, neden elini tutmuyorsun” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki eğer Allah’ın benden bir farzı kabul ettiğini bilecek olsaydım elimi tutardım. Ama Allah’a yemin olsun ki Allah’ın benden bir şey kabul edip etmediğini bilmiyorum.”[105]

bak. Es-Selat (1), 2293. Bölüm

 

2949. Bölüm

Zahir Batını Yansıtmaktadır

 

14353.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her dış görünüşün ona benzer bir iç yüzü olduğunu bil; dışı temiz olanın, içi de temizdir, dışı pis olanın içi de pistir. Sadık olan elçi (s.a.a) şöyle buyurdu: “Allah bazen bir kulu sever; amelini sevmez; bazen de amelini sever, ama kendisini sevmez.”[106]

14354.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah yaratıklarını yaratmadan önce mutluluğu ve mutsuzluğu yaratmıştır. O halde Allah her kimi mutlu yaratırsa asla ona düşman olmaz. Eğer o kötü bir iş yaparsa işine düşman olur ama ona düşman olmaz. Allah her kimi de mutsuz yaratırsa onu asla sevmez. İyi bir iş yapacak olursa işini sever ama ona kendisine doğru gitmekte olduğu akıbet sebebiyle düşman kesilir.”

bak. Eş-Şekave, 2054. Bölüm

 

2950. Bölüm

Sakınılması Gereken Ameller

 

14355.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sahibinin kendisi için beğendiği ama Müslümanların geneli için beğenmediği her işten sakın.”[107]

14356.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gizlice yapılıp da açıklandığında utanılan her işten sakın.”[108]

14357.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sorulduğunda sahibinin inkar edeceği veya özür dileyeceği işi yapmaktan sakın.”[109]

14358.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sahibine hatırlatıldığı zaman çirkinliğini itiraf ettiği her işten sakın.”[110]

14359.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hür insanı senden kaçıran, değerini düşüren, sana bir kötülük getiren veya kıyamet günü için kendisi için bir günah yükleneceğin her işten sakın”[111]

 

2951. Bölüm

Amelin Adabı

 

14360.  Resulullah (s.a.a) İbn-i Mes’ud’a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: “Ey İbn-i Mes’ud! Bir iş yaptığın zaman ilim ve akıl üzere yap. Düşünce ve ilim üzere olmayan bir ameli yapmaktan sakın. Zira azameti yüce olan Allah şöyle buyurmuştur: “ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın.”[112]

14361.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın iyi ve kötü işine karşılık vereceğini bilen kimse gibi amel et. ”[113]

14362.  İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Günah karşısında ceza göreceğini ve iyilik karşısında da mükafat göreceğini bilen kimse gibi amel et.”[114]

14363.  İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala Musa ile yaptığı konuşmasında şöyle buyurmuştur: “Ahirete daha fazla ilgi duyman için amelinin mükafatını gözlerinle görüyormuşsun gibi amel et. Zira dünyadan geriye kalan, geçip giden gibidir.”[115]

14364.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki rağbet halinde de, korku halinde amel ettiğiniz gibi amel ediniz.”[116]

 

2952. Bölüm

 

Kurtuluş İçin Dayanılması Gereken Şey 

 

14365.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki sizden hiç biriniz kendi amellerinizle kurtuluşa ermez ve Allah’ın rahmeti ve fazlı halime şamil olmadığı taktirde ben de böyleyim.”[117]

14366.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: ... (müminlerden amel edenler) benim sevabımı elde etmek için yaptıkları amellere güvenmesinler zira tüm ömürlerini bana ibadetle geçirecek ve zahmete katlanacak olsalar yine de kusur içinde kalır ve kendisi sebebiyle nezdimdeki kerameti ve cennetimdeki nimetleri diledikleri ibadetimin künhüne (hakikatine) erişemezler. O halde sadece benim rahmetime güvenmelidirler.”[118]

14367.  İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: “Kendilerini itham eder, amellerinden korkarlar.”[119]

bak. el-İbadet, 2502. Bölüm

 

2953. Bölüm

Kıyamette Amele Duyulan Şiddetli İhtiyaç

 

14368.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer insan yetmiş peygamberin ameline de sahip olsa o gün (Kıyamet günü) göreceği zorluk sebebiyle yine de amellerini az görür.”[120]

14369.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer insan dünyaya geldiği günden yaşlanıp öleceği güne kadar aziz ve celil olan Allah’a itaat yönünde yerden sürüklenerek çekilecek olsa yine de kıyamet günü bütün bu zorlukları küçük görür. Yeniden ecrini ve sevabını artırmak için dünyaya geri dönmek ister.”[121]

bak. el-Ucb, 2521. Bölüm

 

2954. Bölüm

İnsanın Temiz Oluşunun Yakınlarını Korumadaki Rolü

 

Kur’an:

“Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi.” [122]

14370.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah mümin kulun salih olması sebebiyle çocuğunu ve torununu da salih kılar. Onu kendi odasında ve etrafındaki odalarda korur. Böylece onlar sürekli Allah’ın sığınağında olurlar. Zira o mümin kimse Allah nezdinde çok değerlidir (daha sonra imam o iki çocuğun hikayesini naklederek şöyle buyurmuştur: ) “ikisinin babası salih bir kimseydi. Allah’ın babaları temiz olduğu için o iki kişiye nasıl mükafat verdiğini görmüyor musun?”[123]

bak. 2939. Bölüm; el-Bihar, 71/236, 68. Bölüm

 

2955. Bölüm

Amelin Sağlam Oluşu

 

14371.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala sizden birinin bir iş yaptığında onu sağlam  yapmasını sever.”[124]

14372.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala birisi bir iş yaptığında onu güzel yapmasını sever.”[125]

14373.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulünün (s. . a) çocuğu İbrahim vefat edince Peygamber (s. a. a) onun mezarında bir yarık gördü. Onu eliyle doldurup düzeltti ve daha sonra da şöyle buyurdu: Sizden biri bir iş yapınca onu sağlam yapsın.”[126]

14374.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü (s.a.a) Sa’d bin Muaz’ı mezara koymak, üzerini toprakla örtmek için mezara inince sürekli olarak, “Taş ver, toprak ver” diye buyuruyordu.” Onlarla taşlar arasındaki boşlukları dolduruyordu. İş bitince üzerine toprak doldurup mezarını düzelttikten sonra Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben bunun çok yakında çürüyeceğini ve bozulacağını biliyorum ama Allah kulunun bir iş yapınca onu sağlam yapmasını sever.”[127]

bak. el-İhsan, 869. Bölüm; el-Katl, 3277. Bölüm

 

2956. Bölüm

Amel (Çeşitli)

 

14375.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İki amel arasındaki fark ne kadar da uzaktır (çoktur): Birinin tadı gider, kötü sonucu kalır; diğerinin ise zahmeti geçer, ecri kalır.””[128]

14376.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih insanları, Allah’ın kullarının diliyle söylettiği şeylerden anlamak mümkündür. Öyleyse senin için kıymetli azık, salih amel olsun.”[129]

14377.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her yaptığı işten razı olmazsa bu iş onu daha doğru bir işe doğru sevk eder.”[130]

14378.  Resulullah (s.a.a) veda haccında şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah’a yemin olsun ki sizleri cennete yakın kılan ve cehennem ateşinden uzaklaştıran her şeyi size emrettim ve sizleri cehennem ateşine yaklaştıran ve cennetten uzaklaştıran her şeyden de sizleri sakındırdım.”[131]

14379.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her zaman için bir iş vardır.”[132]

14380.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim dini için çalışırsa Allah dünya işi hususunda ona kifayet eder.”[133]

14381.  İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kalplerle Allah-u Teala’ya doğru yönelmek, insanı amellerle organlarını yormaktan daha çabuk maksadına ulaştırır.”[134]

14382.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim amelinde kusur ederse, hüzün ve gama müptela olur.”[135]

 



370. Konu

 

el-Amel

Amel (2)

Amellerin Allah’a Sunulması

 

F el-Bihar, 17/130, 7. bölüm; Arz’ul A’mal ala Resulullah (s.a.a)

F el-Bihar, 23/333, 20. bölüm, Arz’ul A’mal ala Eimme

F Vesail’uş-Şia, 11/386, 101. bölüm, Vucub-u Hezer min Erz’il-Amel ala Allah ve Resulihi ve’l-Eimme

 

 

 

 

 


 



2957. Bölüm

Amellerin Allah’a Sunulması

 

Kur’an:

“Allah da amellerinizi görmektedir.” [136]

14383.  İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her sabah bu ümmetin amelleri Allah-u Teala’ya sunulur.”[137]

14384.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Pazartesi ve Perşembe günleri ameller Allah’a sunulur. Mağfiret dileyen kimsenin günahları bağışlanır. Tövbe eden kimsenin tövbesi kabul edilir ve kin sahiplerinin kinleri tövbe edinceye kadar geri çevrilir.”[138]

14385.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının ortasındaki gece Allah bütün yaratıklarına bakar ve müşrik veya kin sahibi kimse dışında tüm yaratıklarını bağışlar.”[139]

 

2985. Bölüm

Amellerin Allah Resulü’ne Sunulması

 

Kur’an:

“Allah da, peygamberi de amellerinizi görmektedir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz.” [140]

14386.  İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “İyi ve kötü ameller Allah Resulüne gösterilir.”[141]

14387.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her sabah kulların iyi veya kötü amelleri Allah Resulünün görüşüne sunulur. O halde dikkatli olun ve sizden her biriniz amellerin peygambere (s.a.a) sunulmasından haya etmelidir.”[142]

14388.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her sabah kulların iyi ve kötü amelleri Allah Resulüne (s.a.a) sunulur. O halde dikkatli olun. Allah-u Teala’nın şu sözü de buna işaret etmektedir: “Amel ediniz, zira Allah ve Resulü (s.a.a) yakında amelinizi görmektedir.”[143]

14389.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amelleriniz her gün bana gösterilir eğer iyi olursa Allah’tan amellerinizin artmasını dilerim. Eğer çirkin olursa sizin için Allah’tan mağfiret dilerim.”[144]

bak. el-Bihar, 17/130, 7. Bölüm

 

2959. Bölüm

Amellerin İmamlara Sunulması

 

Kur’an:

“De ki: “istediğinizi işleyin; Allah, peygamberi ve müminler işlediklerinizi görmektedir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.” [145]

“Her ümmete bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunlara şahit getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak?”[146]

“Böylece sizin insanlara ve Resulün de size şahit olması için sizi vasat/orta bir ümmet kıldık.” [147]

bak. Nahl Suresi, 84, 89. ayetler; Kasas Suresi, 75. ayet

 

14390.  İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala’nın, “Her ümmetten bir şahit getirdiğimizde durumları nasıl olacaktır?” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu ayet Muhammed’in ümmetine has olarak nazil olmuştur. Bu ümmetin her neslinde bizden bir imam, onlara tanıktır. Muhammed (s.a.a)  de bizlere tanıktır.”[148]

14391.  İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala’nın, “Böylece sizleri orta ümmet kıldık” ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Orta ümmet biziz. Allah’ın yaratıkları üzerindeki şahitleri ve yeryüzündeki hüccetleri de biziz.”[149]

14392.  İmam Sadık (a.s) kendisine, “amellerin peygambere sunulmasını soran Muhammed bin Müslim ve Zürare’ye şöyle buyurmuştur: “Bunda hiç şüphe yoktur. Daha sonra imam şu ayeti tilavet buyurdu: “Amel edin, şüphesiz Allah ve Resulü amellerinizi görmektedir.” İmam daha sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah’ın yeryüzünde şahitleri vardır.”[150]

14393.  İmam Sadık (a.s) Davud Rakkiy’e kendiliğinden şöyle buyurmuştur: “Ey Davud! Perşembe günü amelleriniz bana sunulur. Bana gösterilen amellerin arasında falan amca oğluna yaptığın yardımı gördüm ve ben bu işe çok sevindim. Şüphesiz senin bu akrabana yardımının onun ömrünü yok etmeyi ve ecelini kısaltmayı hızlandırdığını anladım.”

Davud şöyle diyor: “Benim Ehl-i Beyt’in düşmanı olan aşağılık bir kuzenim vardı. Onun ve ailesinin maddi durumunun kötü olduğunu duydum. Bu yüzden Mekke’ye gitmeden önce kendisi için bir miktar harçlık gönderdim. Medine’ye gidince de Ebu Abdillah (a.s) beni bu işten haberdar kıldı.”[151]

14394.  İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala’nın, “ve de ki: “Amel edin! Allah Resulü ve müminler amellerinizi görmektedir” ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “(müminlerden) maksat bizleriz.”[152]

14395.  İmam Sadık (a.s) hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: “Maksat (Ehl-i Beyt’ten olan) imamlardır.”[153]

14396.  İmam Rıza (a.s) kendisine, “Dostlarınızdan bir grup benden sizden kendilerine dua etmenizi istediler” diye arz eden Abdullah bin Eban’a şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki her gün onların amellerini Allah’a sunmaktayım.”[154]

bak. el-Bihar, 23/333, 20. Bölüm

 



371. Konu

 

el-Amel

Amel (3)

Amel Defteri

 

F el-Bihar, 5/319, 17. bölüm; İnn’el-Melaike Yektubune A’mal’ul İbad

 

 

 

 

 


bak.

F 111. konu, el-Hisab; 193. konu, el-Murakebe; 495. konu, el-Melaike; el-Mead (3), 2990. bölüm

 



2960. Bölüm

Amel Defteri

 

Kur’an:

“Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk.” [155]

bak. En’am Suresi, 61. ayet; Yunus Suresi, 21. ayet; Ra’d Suresi, 11. ayet; Enbiya Suresi, 21. ayet; Meryem Suresi, 79. ayet; Mu’minun Suresi, 62. ayet; Ya-Sin Suresi 12. ayet; Kaf Suresi, 17 ve 18. ayetler; Kamer Suresi, 25, 53. ayetler; İnfitar Suresi, 10-12. ayetler; Tarik Suresi 4. ayet

14397.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Asla kendisinden gizlenemeyeceğiniz ve dizginleriniz ile tüm değişen durumlarınızı elinde tutan Allah’tan sakının. Bir şey gizleseniz bilir, açıklasanız yazar. Bunun için yüce gözcüler görevlendirmiştir; hiç bir hakkı kaçırmazlar, hak olmayan bir şeyi de kaydetmezler.”[156]

14398.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sağ eldeki melek iyi işleri yazar. Sol eldeki melek ise günahları yazar. İki gündüz meleği kulun gündüz amellerini yazar. İki gece meleği ise kulun gece işlediği amelleri yazar.”[157]

bak. el-Miad (3), 2990. Bölüm; el-Melaike, 3710. Bölüm

 

2961. Bölüm

Amellerin Tecessümü

 

Kur’an:

“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.” [158]

“Herkes yaptığı iyiliği o gün hazır bulur ve yaptığı kötülükle kendi arasında uzun bir mesafe olmasını diler. Allah sizi kendinden sakındırır ve Allah kullarına karşı şefkatli olandır.” [159]

14399.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kulların dünyadaki amelleri, kıyamette gözlerinin önüne dikilecektir.”[160]

14400.  Resulullah (s.a.a) Kays bin Asim’e verdiği öğüdünde şöyle buyurmuştur: “Ey Kays! Senin diri olduğu halde onunla gömüldüğün ve sen ölü olduğun halde seninle gömülen bir arkadaşın vardır. Eğer kerim ve yüce olursa seni yüce kılar. Eğer aşağılık olursa seni teslim eder. Sonra o arkadaşın sadece seninle haşr olur ve sen de sadece onunla haşr olursun. Sadece ondan sorguya çekilirsin, o halde onu salih kıl. Zira eğer iyi ve salih olursa onunla ünsiyet edinirsin. Eğer kötü ve bozuk olursa ondan dehşete kapılırsın. O arkadaşın senin amelindir.”[161]

14401.  Cebrail (a.s) Peygambere (s.a.a) öğüt vererek şöyle buyurmuştur: “Ey Muhammed! İstediğin kimseyi sev ama bil ki bir gün senden ayrılacaktır ve istediğin şeyi yap ama bil ki onunla mutlaka bir gün görüşeceksin.”[162]

14402.  Cebrail (a.s) Peygamber’e (s.a.a) öğüt vererek şöyle buyurmuştur: “Ey Muhammed! İstediğin kadar yaşa sonunda öleceksin, istediğin kimseyi sev sonunda ondan ayrılacaksın ve istediğin şeyi yap bil ki sonunda onunla mutlaka görüşeceksin.”[163]

14403.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin kabirnden dışarı çıkınca ameli güzel bir şekilde karşısında tecessüm eder. Mümin ona şöyle der: Sen kimsin? Allah’a yemin olsun ki seni  doğru bir şahıs olarak görüyorum.” O şöyle der: “Ben senin amelinim.” Daha sonra onun için bir nur ve cennete doğru kılavuz olur. Kafirler ise mezarlarından dışarı çıkınca amelleri kötü bir surette ve kötü bir müjde halinde tecessüm eder. O şöyle der: “Sen kimsin? Allah’a yemin olsun ki seni kötü bir şahıs olarak görüyorum.” O şöyle der: “Ben senin amelinim.” Sonra onu götürür ve ateşe atar. ”[164]

14404.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ölüyü mezara koyduklarında bir şahıs karşısında tecessüm eder ve ona şöyle der: “Ey sen! Biz üç kimseydik. Biri ecelinin gelmesiyle sona eren rızkın, diğeri seni teşyi ettikten sonra senden ayrılıp giden ailen ve senin amelin olan ben! Ben seninle kaldım. Bil ki ben senin nezdinde bu üç şeyin en değersiziydim. ”[165]

14405.  İmam Ali (a.s) ölüm anında gafil avlananların sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: “Sonra onu toprağa verirler. Onu orada yaptıkları ile baş başa bırakırlar”[166]

14406.  Resulullah (s.a.a) Allah- Teala’nın, “Sura üfürüldüğü gün gruplar halinde gelirler.” Ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden on grup dağınık olarak haşr olur... maymun şeklinde haşr olanlar laf taşıyan kimselerdir. Domuz şeklinde haşr olanlar haram yiyenlerdir. Ters yüz olarak haşr olanlar faiz yiyenlerdir. Kör olarak haşr olanlar idarecilikte hakkı öldürenlerdir. Sağır ve dilsiz olarak haşr olanlar amelleriyle gurura kapılanlardır. Dillerini çiğneyenler, amelleri sözlerine aykırı olan alimler ve hakimlerdir (kadılardır). Elleri ve ayakları kesik olarak haşr olanlar komşularına eziyet edenlerdir. Ateşten dallara asılanlar bir hükümdarın yanında halkı gammazlayanlardır. Leşten daha kötü kokanlar, şehvetlerin ve lezzetlerin peşisıra koşanlar ve mallarından Allah’ın hakkını ödemeyenlerdir. Cübbe ile haşr olanlar ise böbürlenenler ve kibirlenenlerdir.”[167]

bak. Es-Sıdk, 2219. Bölüm; el-Kibr, 3267. Bölüm; el-Amel (1), 2938. Bölüm; el-Miad (3), 2988, 2989. Bölümler

 

Tefsir

“el-Mizan tefsirinde Allah-u Teala’nın , “Şüphesiz Allah sivrisineği ve ondan ötesini bile misal olarak vermekten haya etmez”[168] ayeti hakkında şöyle yer almıştır: “Ayette geçen “beuze” kelimesi şu bilinen sivrisinektir ve hissedilen en küçük varlıklardan biridir. Bu ve sonraki ayet Ra’d suresindeki ayetin bir benzeridir ki şöyle buyurulmaktadır: “Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar. Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar. Onlar, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler.”[169]

Velhasıl bu ayet insanın kötü ve uygunsuz amelleri sebebiyle düçar olduğu sapıklık ve körlüğün, bizzat kendisinden dolayı içinde varolan körlük ve sapıklıktan farklı olduğunun şahididir. Zira Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: “Onun vesilesiyle sadece fasıkları saptırır.”[170] Allah burada onu saptırmayı fısk ve kötülüğünün ardından zikretmiştir, öncesinde değil! Bu birinci konudur.

İkinci konu ise, şudur ki hidayet ve saptırma Allah-u Teala tarafından mutlu ve mutsuz kullarına erişen tüm yücelikleri ve aşağılanmayı kapsayan iki kavramdır. Zira Allah-u Teala kendi sözlerinde mutlu kullarının halini şöyle nitelendirmiştir: Allah onlara tertemiz bir hayat bağışlar, onları iman nuruyla güçlendirir. Onları karanlıklardan nura çıkarır. Işığında kendi yollarını kat etmesi için kendilerine bir nur taktir eder, Allah onların velisidir. Onlar korkmazlar ve üzülmezler. Allah sürekli onlarladır. Onu çağırdıklarında Allah kendilerine icabet eder. Allah’ı andıkları taktirde Allah da kendilerini anar. Melekler müjde ve selam ile kendilerine iner vb...

Mutlu kullarının halini nitelendirirken de şöyle buyurmuştur: “Onları saptırır, onları nurdan karanlıklara çeker, kalplerini mühürler, kulaklarını ve gözlerini perdeler, yüzlerini ters çevirir, boyunlarına çenelerine kadar halkalar vurur, öyle ki başlarını yukarıya doğru tutar, önlerinden ve arkalarından kendilerine bir set çeker, üzerlerine bir perde çeker, öyle ki artık hiçbir şeyi göremezler, onlara kendilerini saptıran şeytanları arkadaş kılar. Oysa doğru yolu kat ettiklerini sanırlar. Bu şeytanlar onların amellerini gözlerine güzel gösterirler. Allah yavaş yavaş anlamayacakları bir şekilde onları alır, onlara mühlet verir, onlara düzen kurar ve şaşkınlık içinde bocalasınlar diye onları isyan ve tuğyanda bırakır...

Bunlar münezzeh olan Allah’ın bu iki grup hakkında buyurmuş olduğu sözlerin özetidir. Ayetlerin zahirinden de anlaşıldığı üzere insan bu dünyada sıradan bir hayatın yanı sıra başka bir hayata da sahiptir. O hayat saadet ve şekavetle (mutluluk ve mutsuzlukla) iç içedir ve hayatın birtakım hayati unsurları ve kökleri vardır. Bunlar vesilesiyle de bu ikinci hayatta yaşamakta ve öldükten ve perdeler yukarıya çekildikten sonra da bundan haberdar olmaktadırlar. Allah-u Teala’nın bu sözlerinden de anlaşıldığı üzere insan dünyevi hayattan önce de başka bir hayata sahiptir. Bu dünyadan sonraki hayat şuandaki hayata benzediği gibi o önceki hayatta, bu hayata benzemektedir. Başka bir tabirle insan hem bu dünyadan önceki bir hayata hem de sonraki bir hayata sahiptir. Üçüncü hayat, ikinci hayatın hükmüne ve yaşam biçimine bağlıdır. İkinci hayatta birinci hayatın hükmüne ve yaşam biçimine tabidir. O halde bu dünyada yaşayan insan iki hayatın ortasında yer almıştır: Dünya hayatından önceki hayat ve sonraki hayat! Bu; Kur’an’ın zahirinin de ifade ettiği bir husustur.

Ama bir grup müfessirler birinci tür hayata delalet eden ayetleri kabiliyetin gerektirdiği şey ve hal dili olarak mana etmişlerdir. Üçüncü tür hayata delalet eden ayetleri de mecaz ve istiare türünden bir şey olarak saymışladır. Oysa ayetlerin bir çoğunun zahiri bu görüşü reddetmektedir. Birinci tür hayata delalet eden ayetler kendi yerinde bahsedilmesi gereken, zer ve misak (kalubela) alemidir. Üçüncü tür hayat hakkında ise bir çok ayetler amellere karşılık verildiği gün insana verilen karşılığı on insanın bizzat yapmış olduğu ameller olduğuna delalet etmektedir. Örneğin bir ayette şöyle buyurulmuştur: “Bugün özür dilemeyin, sizin cezanız amelleriniz olacaktır.”[171] Hakeza bir ayette de şöyle buyurulmuştur: “Sonra herkese kazandığı tam olarak verilir.”[172] Hakeza başka bir ayette ise şöyle buyurulmuştur: “Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakınınız.”[173] Hakeza başka bir ayette de şöyle buyurulmuştur: “Ta ki gurubunu çağırsın. Yakında cehennem bekçilerini (zebanileri) çağırırız.”[174] Hakeza başka bir ayete de şöyle buyurulmuştur: “O gün ki herkes iyi ve kötü yaptığı her amelini hazır görür.”[175] Hakeza başka bir ayette de şöyle buyurulmuştur: “Onlar karınlarında sadece ateş yerler.”[176] ve benzer bir çok ayetler...

Canıma andolsun ki eğer Allah-u Teala’nın kitabında sadece, “Şüphesiz sen bundan gaflette idin. Ama biz perdeni kaldırdık ve bugün gözlerin keskin görmektedir”[177] ayeti mevcut olsaydı söz konusu iddiamızı üçüncü tür hayatı ispat için yeterliydi. Zira gaflet bir şeyin var ve hazır olduğu ama kendisine teveccüh edilmediği hususlarda kullanılmaktadır. Hakeza perdeyi kaldırma kavramı da örtülü ve perdeler arasında kalan bir varlığın olduğu hususlarda kullanılmaktadır. O halde eğer insanın kıyamette müşahede edeceği şey önceden varolmasaydı, “bu şeyler senden örtülüydü perdeler arkasındaydı. Senin gaflet ettiğin şeyler bugün üzerlerindeki perde kaldırılacak ve onlar hakkındaki gafletin ortadan kalkacaktır” denmesi doğru olmazdı.

Canıma andolsun ki eğer kendi vicdanından bu anlamı sana mecaz olarak değil hakiki olarak söyleyecek bir açıklama isteyecek olursan Kur’an-ı Kerim’in aktardığı bu beyanlar ve sıfatlar dışında hiçbir şey sana bunu gösteremez.

Sözün kısası şu ki; Kur’an ayetlerinde iki beyan göze çarpmaktadır:

Birincisi sevap ve cezanın sebebini beyan etmektedir. Ayetlerin bir çoğu bu türden ayetlerdir ve de cennet, cehennem gibi insana ileride çatacak olan iyi ve kötü şeylerin hakikatte insanın dünyada yapmış olduğu amellerden olduğunu ifade etmektedir.

İkinci tür ayetler ise amellerin tecessüm ettiğini beyan etmektedir. Ayetlerden diğer bir bölümü de bu konudadır ve insana şunu göstermektedir ki amellerin bizzat kendisi veya gerekleri istenilen veya istenilmeyen iyi veya kötüyü insan için vücuda getirmektedir ve kıyamete perdeler ortadan kenara çekilince insan onlardan haberdar olacaktır. Sakın bu iki beyanın birbiriyle çeliştiğini sanma, zira hakikatler Kur’an-ı Kerim’in de buyurduğu gibi örnekler vesilesiyle anlayışlara daha da bir yakınlaşmaktadır.”[178]



372. Konu

 

el-Muaneka

Boynuna Sarılmak

 

F Vesail’uş-Şia, 8/563, 131. bölüm; İstihbab’ul Muaneke

F el-Bihar, 76/19, 100. bölüm; el-Musahafe ve’l-Muaneke ve’t-Tekbil

 

 

 

 


bak.

F 295. konu, el-Musahefe; 429. konu, et-Tekbil



2962. Bölüm

Boyuna Sarılmak

 

14407.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İki mümin birbirinin boynuna sarılınca (Allah’ın) rahmetine boğulurlar. Dünyevi hedefler için değil de Allah için birbirlerini kucaklarlarsa onlara şöyle denir: Sizler bağışlandınız, amel etmeye yeniden başlayın. (yani geçmişe ait amel defterleriniz temizlenmiştir. Amellerinize yeniden başlayın.)”[179]

14408.  İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir mümin kardeşini ziyaret etmek için dışarı çıkar ve hakkına aşina olursa Allah attığı her adım için kendisine bir sevap yazar ve ondan bir günahı siler ve bir derece makamı artar. Evin kapısını çalınca gök kapıları kendisine açılır, birbirleriyle karşılaşınca, tokalaşınca ve birbirini kucaklayınca da Allah onlara yönelir.”[180]

14409.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mukim (Bir seferden henüz dönmemiş) kimseye kamil bir şekilde selam vermek tokalaşmakladır. Seferden dönen kimseye kamil bir şekilde selam vermek ise boynuna sarılmakladır. ”[181]

 



273. Konu

 

el-Ahd

Ahid-Söz

 

F el-Bihar, 75/91, 47. bölüm, Luzum’ul Vefa bi’l-Va’d ve’l-Ahd

F el-Bihar, 100/43, 5. bölüm; el-Ahd ve’l-Eman ve Şibhihi

F Kenz’ul Ummal, 4/362, fi Eman ve’l-Muahede

F Vesail’uş-Şia, 16/182; Kitab’un-Nezr ve’l-Ahd

 

 

 

 


bak.

F 25. konu, el-Eman; 511. bölüm, en-Nezr; 550. konu, el-Va’d; 553. konu, el-Vefa



2963. Bölüm

Ahde Vefaya Teşvik

 

Kur’an:

“Ahitleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler, ”[182]

“Ey iman edenler! Akitlere vefa gösterin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.”[183]

“Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir.”[184]

bak. Mu’minun Suresi, 8. ayet; Meryem Suresi, 54. ayet; Saf Suresi, 2 ila 3. ayetler; Mearic Suresi, 32. a yet; Nahl Suresi, 91. ayet

 

14410.  İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala’nın, “Ey İman edenler! Sözleşmelerinize vefa gösterin” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Maksat ahitlerdir.”[185]

14411.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar kendi şartlarına bağlıdırlar.”[186]

14412.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar kendi şartlarına vefalıdırlar.”[187]

14413.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar hak ve uyumlu olmak şartıyla toplumu bozmak istemezler.”[188]

14414.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar helal olan şartlarına bağlıdırlar.”[189]

14415.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar helali haram veya haramı helal kılan şartlar dışında tüm şartlarına vefalıdırlar.”[190]

14416.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminler şartlarına vefa gösterirler.”[191]

14417.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ahitler kıyamet gününe kadar boyunlara asılan gerdanlıklardır. Her kim onlara riayet ederse Allah da onu gözetir. Her kim ahitleri bozarsa Allah da onu hor kılar. Her kim ahitleri hafife alırsa, ahitler onu, kendilerini sağlam kılan ve kullarından onları koruyacaklarına dair söz aldığı Allah’a şikayette bulunurlar.”[192]

14418.  İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey hakkında aziz ve celil olan Allah hiç kimseye muhalefet hakkı vermemiştir: ... İyi ve kötü, herkese verdiği ahdine vefa göstermek.”[193]

14419.  İmam Ali (a.s) Mısır’a tayin ettiği kendi valisi Malik bin Eşter’e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: “Düşmanınla bir anlaşma yaptığın veya onu zimmetin altına aldığın zaman ahdine vefalı ol; eminliğinle verdiğin zimmete riayet et. Verdiğin sözlere, haklara kendini kalkan yap. Çünkü arzularının farklılığına, görüşlerinin kopukluğuna, bölük pörçük oluşuna rağmen insanların, Allah’ın farz kıldığı şeylerden ahitlere vefalı olmak gibi saygı gösterdikleri, üzerinde şiddetle birleştikleri başka bir şey yoktur. Müşrikler de müslümanlardan önce ahde vefa göstermeyi kendi aralarında gerekli görüyorlardı. Zira onlar ahde vefasızlığın sonuçlarını kötü ve çirkin görüyorlardı. O halde zimmetine ihanet içine girme, sözünde durmazlık etme ve düşmanını aldatma.”[194]

14420.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ahdi bozuklarında Allah onlara düşmanlarını hakim kılar.”[195]

14421.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eman ve güven ayaklar altına alınınca müşrikler Müslümanların aleyhine yardım görürler.”[196]

14422.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki her kim bir zimmet ehline zulmederse veya hakkını azaltırsa veya ona gücünden fazlasını yüklerse ve onu mükellef kılarsa veya rızayetini almadan ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun için hüccet (aleyhine delil) getiriciyim.”[197]

14423.  İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala’nın, “İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “O kadın ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozuyordu. Bu kadın Rabıta (Reyta) binti Ka’b b. Sa’d b. Teym b. Ka’b b. Luey b. Galib idi. O ipliğini iyice eğirip katlayan ve sonra da o ipliğini bozan ve yeniden eğirip katlayan ahmak bir kadındı. Dolayısıyla Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın.” Allah Tebarek ve Teala vefalı olmayı emretmiş, ahdini bozmaktan sakındırmış ve bu örneği onlar için vermiştir.”[198]

 

2964. Bölüm

Ahit ve İman

 

14424.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ahdi olmayan kimsenin dini de yoktur.”[199]

14425.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sözünde güzel durmak, imandandır.”[200]

14426.  İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sözünde güzel durmak  imandandır.”[201]</